Haber

Faik Öztrak: “Erdoğan, depremin acısını gösteriş için beton dökerek sorumluluğunu örtbas etmeye çalışıyor.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Erdoğan deprem mağdurunun üzerine sadece gösteri betonu dökerek sorumluluğunu örtbas etmeye çalışıyor. Sahaya beton mikserleri sürüyor. Döktüğü beton deniz kumu değil ha, içi çakıl dolu. , çimento, demir ve döktüğü beton, tıpkı yüksek sosyete pazarındaki yaygaracılar gibi.” O da satıyor ama sattığı betonun altında ne hatasız dürüst bir temel var ne de gerçekten dürüst bir demir kalıp. Her şey saçmalık, her iş dolu. İşte size Recep Tayyip Erdoğan.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, bugün CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında; gündemi değerlendirdi. Öztrak dedi ki:

SEÇİMLERE GİDİLİRKEN TEHDİT VE ŞİDDET YİNE SAHNEDE”

“Özgürlüğün bedeli sürekli teyakkuzdur. Demokrasimizin imkanlarını kullanarak demokrasimize ve özgürlüklerimize tehdit oluşturanlara karşı teyakkuzdan asla vazgeçemeyiz. Seçimlere 47 gün kaldı ve tehdit ve vahşet yeniden sahnede ilahiyatçı yazar cemil kılıç evinin önünde sopalı saldırıya uğradı ev ve işyerlerinin önüne pusu kurmak bu canavar rejimimde sıradan bir olaydı bu hain pusuları bir kez daha kınıyoruz , sandığa sayılı günler kala sahneye konan bu hain baskınlar Cemil Kılıç Bey’e geçmiş olsun diyoruz bu çeteler bu tetikçiler Kimden cesaret alıyor Kim koruyor kim gözetliyor onlara?

“SİNAN ATEŞ’İN ÖLDÜRÜLMESİNİN ARDINDAN 87 GÜN GEÇTİ. DAVA DOSYASINDAKİ DELİLLERİ KARALAMA GİRİŞİMLERİ BAŞLADI”

Sinan Ateş cinayetinin üzerinden 87 gün geçti. Cinayete azmettiren asıl fail Sinan Ateş’in asıl katilleri bulundu mu? Hayır, bulunamadı. Bunun yerine, dava belgesindeki delilleri gizlemek için girişimlerde bulunuldu. Doğal olarak bu ülkede tehdit altında olanlar sadece bu canavarca rejimin muhalifleri değildir. AK Parti’nin kendi çocukları bile koltuk, makam, mevki, rütbe, siyasi başarı için tehdit ediliyor. Saray sessizliğini koruyor.

İşte en son; AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin bile ‘Tehdit ediliyorum’ diyerek isyan etti. Özlem Hanım neden tehdit ediliyor? ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kırmızı çizgimizdir’ dediği için. Özlem Hanım ‘Kadına yönelik şiddeti önlemeyi amaçlayan yasa ittifak müzakerelerine alet edilemez’ dediği için kendi toplumundan saldırıya uğradı.

Saray bu tehditlere, bu baskınlara neden sessiz kalıyor? Çünkü tek adam rejimimin başı bir koltuk telaşına düştü. Tek önceliği, değeri ne olursa olsun koltuğunu korumaktır. Koltuk için feda etmeyeceği kimse, feda etmeyeceği ilke ve bedel yoktur. Erdoğan dünden partisinin Küme Başkan Vekili’ni koltuğundan kalkmamak için feda etmeye hazır.

Özlem Hanım kendini yalnız ve yorgun hissetmesin. Bu ülkenin tüm vicdanları onunla. Bununla birlikte, sandığa 47 gün kaldı. Kadına şiddeti hak edenlere öncelikle kadınların sandıkta söyleyecek sözü olacak. Cumhuriyet Halk Partili hanımlar, DEVA Partili hanımlar, Demokrat Partili hanımlar, Gelecek Partili hanımlar, GÜZEL Partili hanımlar, Saadet Partili hanımlar ve tabii ki AK Partili kadınlar, MHP’li kadınlar ‘Kadına şiddete hayır’ diyecekler. Kemal Kılıçdaroğlu, sandığa mührünü basacak. Millet İttifakı’nın 13. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun yönetiminde, bu ülkede hiçbir kadın endişe etmesin, hiçbir kadın tehdit edilmeyecek. Hiçbir bayan kendini yorgun ve yalnız hissetmez. Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri artık bu toprakların bahtı olmayacak.

Son günlerde ülkemizdeki siyasi görünüm netlik kazandı. Çizgiler açık. Uzlaşmaya, kardeşliğe, şifaya, açık yaraları kapatmaya, akla, adalete, hak ve hukuka inanıyoruz; Dünyamızı yok etmeden dünya ile rekabet ittifakı kurduk. Karşımızda ‘kadına karşı dayak ittifakı’ var. Hanımı domuz bağıyla boğanlara terörist diyemeyenlerin ittifakı var. Kin ve nefreti, bölünmeyi, amaca ulaşmanın her yolunun yasal olduğu anlayışını aşmayı seçenler var.

“GAFFAR OKKAN’IN KATİLLERİ BELLİDİR. AVUKATLARINA KİMİN VEKİL OLDUĞU BELLİDİR”

Ama bu ülkenin gençlerini, bu ülkenin kadınlarını, bu ülkenin asil evlatlarını tanımazlar. Milletimiz şehit Emniyet Müdürümüz Gaffar Okkan’ın katillerini unutmayacak. Feminist yazar, Konca Kuriş’in katillerini de unutmuyor. Domuz bağıyla işlenen bütün cinayetleri de unutmaz. Üç beş oy için tüm bu cinayetlerin faillerine bir kez bile terör örgütü deyemeyenleri, ittifak yapanları da unutmaz. Gaffar Okkan’ın katilleri belli. O katillerin avukatının kim olduğu belli. O katillerin avukatlığını yapan, saray muhafızlarının eline düşene yazıklar olsun. Milletini ve vatanını seven ülkücü kardeşlerimizin hiçbiri bu rezaleti elbette unutmayacaktır. Milletimiz 47 gün sonra sandığa geldiğinde tek tek sorumlularına soracaktır.

“21 YIL ÖNCE HARUN OLACAĞIZ DİYENLER 21 YIL SONRA KARUNA OLDU”

Devleti yönetenlerin temel görevi, ülkede barış ve refahı sağlamaktır. Vatandaşlarına mutlu bir yaşam sunmak. İnsan devlet için yaşamaz. Devlet halkı için yaşar. Devletlerin çöküşü her zaman ve her yerde ahlaki çöküşle başlar. Güç ve zenginliğe düşen yöneticiler yozlaştıkça devlet de yozlaşır. Yolsuzluk büyüdükçe çöküş kaçınılmazdır. Bu nedenle Platon 2400 yıl önce şu gerçeğin altını çizmiştir; ‘Devlet yöneticileri mülk edinmesinler. Aksi halde devleti korumak yerine malını korumaya öncelik verirler.’ Bundan tam 2400 yıl önce söylenen bu sözler güya günümüz Türkiye’sini yönetenler için söylenmiştir. Siyasete tek yüzükle başlayanlar şimdi 1001 odalı saraylarda yaşıyor. 21 yıl önce Harun olacağım diyenler 21 yıl sonra Karun oldular. 21 yıl önce mücahit olacağımızı söyleyenler 21 yıl sonra havuz müteahhidi oldular. Kira bölüşümü ve rant paylaşımı üzerine kurulu yozlaşmış siyasi yöntemler şehirlerimizi yağmaladı. Ev dediğimiz meskenlerimiz afetlerde canımızı koruyamaz hale geldi. Bu siyaset tarzı ülkemizde benzeri görülmemiş bir ahlaki çöküşe neden olmuştur.

“KIZILAY, SÖZ KONUSU BAĞIŞLAR VE PARA TRANSFERLERİ İLE ORTAK TİCARET HALİNE DÖNÜŞTÜ”

Dünya için, ahiret yakıldı. Parayı inanca tercih ettiler. ‘Parayı bulmak’, ‘parayı ezmek’ yeni mottoları oldu ve bu küstah düzen sonsuza kadar devam etsin diye devletimizin tüm taşıyıcı sütunlarını birer birer kestiler. Sopasız köpeksiz köyde gezebilmek için olmazsa olmaz kurumlarımızı birer birer yok ettiler. Yasama, yürütme ve yargı tek bir kişinin iki dudağının ortasına sıkışmış durumda. Devletin adalet direği çökmüştür. Yazarı oldukları bu ucubenin adına ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ adını verdiler. Peki, bu acayip sistemle, son beş yılda ne oldu? Neler yaşadık? Devlet kurumları çöktü. Eğitim çöktü. Dış politika çöktü. Ekonomi çöktü. Sağlık çöktü ve sonunda binalar ve yollar depremde çöktü. Bu ucube sistemle her felaket felakete dönüştü. 50 binden fazla vatandaşımız soğukta bağırarak, bağırarak enkaz altında donarak can verdi. Bu ucube sistem sizin elinizde; Askerimiz 48 saat enkazın başına gönderilmedi. Sahra hastaneleri, sahra mutfakları, sahra çadırları çabuk kurulmadı. Enkazdan çıkanlara Mehmetçiğin sıcak yardım eli uzatılmadı. Beceriksizlikleri, beceriksizlikleri ve ideolojik önyargıları yüzünden onbinlerce canımızı kaybettik. Sarsıntıda milletimiz her afette yanında gördüğü Kızılay’ı aramıştır. Kızılay çadır kurmak yerine millete çadır sattı. Ülkemizin gözbebeği olan Kızılay onların elinde şüpheli bağışlar ve şüpheli para transferleri ile vergi kaçırmaya aracılık eden bir paravanaya dönüşmüştür.

“BU HÜKÜMET BEYİN ÖLÜMÜ OLDU. BU HÜKÜMET SİYASİ OLARAK ÖLÜYOR”

21 yılın sonunda böbürlenmek, dolandırıcılık ve yağma bu yozlaşmış takımların alamet-i farikası haline geldi. İşte Hatay’da yaşananlara bir bakın, Erdoğan deprem mağduriyeti üzerine şov yapmak için beton dökerek sorumluluğunu örtmeye çalışıyor. Beton mikserlerini tarlaya sürüyor. Döktüğü betonu da “Deniz kumu değil, deniz kumu değil çakıllı, çimentolu, demirli, hepsi mükemmel” diyerek satıyor ama sattığı betonun altında ne gerçek bir dürüst temel var ne de dürüst bir vicdan. demir kalıp. Birkaç metrekare zeminde, şaplı, şaplı demirler, üzerine beton dökülmüş, Bütün işleri saçmalık. İşte size Recep Tayyip Erdoğan… Temeli atacağına temel maddesini imzalıyorlar. Atalarımızdan kalma Süleyman Şah Türbesi’ni kaçak olarak seyyar türbeye sokanlar, etrafı gezdirenler şimdi de seyyar vakıf icat ettiler. Sallama alanında üssün etrafında dolaşacaklar. Algıyı yöneteceğiz derken milletin aklına, zekasına hakaret ediyorlar. Milletin öngörüsünün cehaleti, bu kadarından vazgeçin… 48 saat milleti enkaz altında yalnız bıraktılar. On binlerce insanımız beceriksizlikleri, rant hırsları ve rantiyeleri yüzünden öldü. Bundan herhangi bir utanç duymadılar. Pişmanlık getirmediler. İstifayı düşünmediler bile. Utanma duygularını tamamen kaybetmişlerdir. Utanmadan, sıkılmadan milletin milyonlarını sallanan bölgede seçim mitingi yapmak için sokağa döküyorlar. Gösteri için özel uçaklar, lüks araçlar, otobüsler, bekçi konvoyları seferber ediliyor. Bir yanda Erdoğan’ın atadığı İçişleri Bakanı millete yalvarıyor deprem bölgesine çay göndersin, kahvaltılık, terlik, eşofman göndersin. Erdoğan ise lüks otobüsünde binlerce insanımızın öldüğü enkazın ortasında geziyor, milletin kafasına oyuncak fırlatıyor. Seçim şovu yapıyor. Her zaman söyleriz. Bu hükümetin beyin ölümü gerçekleşti. Bu hükümet siyasi olarak öldü, ama yine de öldüklerinin farkında değiller. Milletimiz sandıkta fişini çekince siyasi olarak ölecek. Biraz akılları, biraz vicdanları, biraz da milletimizi sevseler, bari deprem bölgesinde geçici barınma meselesini onlar gitmeden halledelim derler ama nerede o akıl, o niyet, bu deprem bölgesinde vicdan? Hemşehrilerimiz var. Düzgün tuvalet yok, duş yok, çamaşırhane yok, okul yok. Hala hesap yok. Diyarbakır’da Dicle nehri kıyısında bir çadır kent kurdular. Yağmur yağıp sel olunca, dereler, ırmaklar taşınca 125 milyon liraya kurulan çadırkent çöp oldu.

“HER İŞİ YAPIN, ŞAP YAPIN”

Aynı sorun Adıyaman’da da var. Yağmur suları taşınca çadırlar çamurun ortasında kalıyor… Her şey plansız, her iş plansız, Her iş yalanmış, şaplanmış… Öncelik listesi yapın. Ona göre bir yol haritası oluşturun… Plan yapın, program yapın… Depremzedelerde birinci öncelik depremzedeler için güvenli ve sağlıklı geçici barınaklar oluşturmaktır. Uygun konteyner kentler kurmak. Modüler okullar ve yaşam alanları oluşturmak. Üretimin devam etmesi için insanımızı bölgede tutacağız, barınma ve teşvik sağlayacağız ama bu rantiyecilerin tek derdi dışarı çıkıp bol bol ihaleler yapıp kazanın dibini düzgünce kazımak. Strateji ve Bütçe Başkanlığı’na göre, deprem bölgesinde yıkılacak, ağır hasar görecek veya hali hazırda yıkılacak her 100 evden 41’i Hatay’da. Hatay ortası açık, depremde en ağır darbeyi alan şehrimiz. Acil yıkılacak, ağır hasarlı veya yıkılacak konut sayısında Hatay’ı yüzde 19 ile Kahramanmaraş, yüzde 11 ile Adıyaman ve yüzde 6 ile Gaziantep izledi. TOKİ’nin deprem bölgesinde 21 Şubat-14 Mart tarihleri ​​arasında açtığı 29 bin 924 konut ihalesinin dağılımına baktığımızda ihale edilen her 100 konuttan; Gaziantep’te 33, Kahramanmaraş’ta 29, Malatya’da 19, Hatay’da 6… Yıkılan konutların yüzde 41’i Hatay’da, depremzedeler için yapılacak konut ihalelerinin ise sadece yüzde 6’sı Hatay’da. Hatay’da. Bu ne tür bir hesap? En büyük yıkım Hatay’da ama en az konut ihalesi Hatay’da. Yıkılacak ve ağır hasar görecek konutların mülkiyetinde birinci sırada yer alan Hatay, konut ihalelerinde dördüncü sırada… Depremde yıkılan binalar üzerinden bile siyaset yapmak hangi vicdanla yapılır? ? Erdoğan Hatay’da ne diyordu? ‘Bu CHP’li demedim, bunlar da bizim vatandaşlarımız dedik.’ Bu sözler bile bilinçaltınızda hangi kötü niyetlerin olduğunu gösteriyor. Halep oradaysa, Taht da burada… Devlet bu şekilde yönetilemez. Devlet akılla, bilimle, liyakatle, plan ve programla yönetilir. İşte Beylikdüzü Belediyemiz kesintili barınma sorununun birinci öncelik olduğunu söyleyerek İskenderun’da alt yapısı hazırlanmış güzel bir çadır kent kurdu. Ardından İskenderun Belediyesi ve İskenderun Kaymakamlığına devretti. Devlet böyle yönetilir.

“‘KRAL’ DİYORLAR BİZ KRAL DİYORUZ”

15 Mayıs sabahı 13. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu devletin başına geçtiğinde parti devleti sona erecektir. Devlet yine devlet olacak. Siyasi partiler parti yapacak. Her şey yerine oturacak. Millet ittifakı olarak dersimize hakkıyla çalıştık. Ne yapacağımızı, nasıl yapacağımızı, ne zaman yapacağımızı ‘Ortak Politikalar Uzlaşı Metni’ ile programladık. Hukuk, adalet ve yargıdan kamu yönetimine, yolsuzlukla mücadeleden ekonomiye, finans ve istihdamdan afet yönetimine kadar 9 ana başlık altında 2.300’ün üzerinde somut hedef, politika ve proje belirledik. Cumhur İttifakı’nda böyle bir hazırlık, böyle bir plan, program var mı? Nedir? Biz buna “kural” diyoruz. Ona ‘kral’ diyorlar.

“YOKSULLU ENFLASYON BELAINDAN KURTARACAĞIZ”

Cumhur İttifakı ile Refah Partisi arasında imzalanan protokolde yer alan şu ifadeye bakın: ‘Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Hazine’yi finanse etmesi önündeki engeller kaldırılacak.’ Yani Hazine’nin kısa vadeli avanslarına benzer düzenlemelerle ‘bedava para basmanın önünü yeniden açacağız’ diyorlar. O zaman hoşgeldin 1994 krizi, bunu söyler söylemez bu ülkeye yatırım yapılır mı? Bu yapılamaz. Bu ülkeye güvenip parasını getiren var mı? olmayacak. Çünkü enflasyonun yükseleceğini herkes görüyor ve biliyor. Hayat pahalılığının verdiği huzursuzluğu görüyor. Peki, Ortak Politikalar Mutabakat Zaptı’nda ne diyoruz? Mutabakat Zaptı’nın 78. Sayfası; TCMB, Hazine ile doğrudan veya dolaylı olarak finansman ilişkisi içinde bulunduğu kar ve rezervlerin dağılımı, açık piyasa işlemleri, menkul kıymetler portföyü, cari hesap bağlantısı gibi hususları TCMB Kanunu’nda açıkça düzenleyecek ve böylece transfer yoluyla parasal genişlemeye yol açacaktır. fonlar doğrudan Hazine’ye Bunu önleyeceğiz.’ Böylece enflasyonu bitireceğiz. Yoksulları enflasyon belasından kurtaracağız. Aramızdaki farkı görebiliyor musun? Aramızdaki fark gece ve gündüz gibi… Politikalarımızı akla, bilime ve tarihi tecrübeye göre belirliyoruz. İdeolojik bağnazlıkla belirlenirler, akıldan ve bilimden asla yararlanmazlar, tarihten ders almazlar.

“13. CUMHURBAŞKANIMIZ KEMAL KILIÇDAROĞLU, ERBAKAN BABAMIZIN KEMİK OLMASINA İZİN VERMEYECEKTİR”

Ortada imzaladıkları protokolde yolsuzluğa karşı yürütülen mücadeleye dair tek bir dürüst söz söylenmemiş, demek ki Yeniden Refah Partisi yolsuzluktan ve hak yiyenlerden şikayetçi değil. Fatih Erbakan 5 ay önce Konya’da Erdoğan’a ne diyordu? ‘Yolsuzlukla mücadelede, yoksulluğun ortadan kaldırılmasında 20 yıldır neler yaptınız? Kaç kişiyi çıkardın vücudundan? Kaç kişinin soruşturulmasına izin verdiniz? İnsanlara bunları sormuyorlar mı?’ Peki bu soruları AK Parti ile koalisyon protokolü imzalarken sordunuz mu? Neden bu sözleri hatırlamıyor ve gereğini yapmıyorsunuz? Ama oğlu Erbakan merak etmesin. Tüm bu soruları 13. Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu yanıtlayacak. Baba, Erbakan’ın kemiklerinin sızlamasına izin vermeyecektir.

“YOLSUZLUK NEREYE GİDİYORSA MİLLETİN AŞISI VE EKMEĞİ GİDECEKTİR”

Ortak Politikalar Konsensüsümüz, yolsuzlukla mücadele konusunda büyük bir paya sahiptir. Tam 64 maddeden oluşan detaylı bir yolsuzlukla mücadele tarifi hazırladık. Çünkü 21 yılın sonunda açıkça görülmüştür ki nerede yolsuzluk varsa orada mutlaka yoksulluk vardır. Nerede yolsuzluk varsa, milletin aşısı, ekmeği küçülür. Bugün dünyada gıda fiyatları düşerken, bir kilo kıyma 300 lirayı geçiyorsa, birkaç yıl önce soğanın fiyatı 5 liraysa, bugün ambarları basılan soğanın marketlerde fiyatı 20 liraysa, Bir koli yumurta 90 liraya ulaştıysa, bir koli süt 30 liraya ulaştıysa işte sebepleri. burada aranmalıdır. Neyzen Tevfik boşuna söylememiş; ‘Ekmek herkese yetiyordu. Tarlaya karga, ahıra fare, sobaya hırsız, memlekete hırsız musallat oldu’ Bugün ülkemizde dört kişilik bir ailenin açlığı 9 bin 425 lira. Diyanet İşleri Başkanlığı’na göre tek bir kişinin karnını doyurması için gereken günlük yemek ücreti 70 lira. Diyanet’in fitre hesabına göre dört kişilik bir aile için açlık sınırı 8 bin 400 lira. Peki, emeklilere verilen en düşük aylık ne kadar? Son zamla 7 bin 500 lira… Cumhurbaşkanımızın ısrarıyla, 13.Cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun ısrarıyla… Ama onu bile doğru dürüst yapamadılar. Emekliler arasında adaleti saptırdılar. Çalışırken daha fazla prim ödeyen emeklilerimizi mağdur ettiler. Maaşlarına zam yapmadılar. Yine sebep oldukları bir şikayet daha; Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu zorlayınca Mayıs 2018’de emekli bayram ikramiyesi bin lira olarak kanunlaştı. 5 yılda 2 bin liraya geldi. Oysa bugün TÜİK’in telafi enflasyonuna rağmen emeklinin bayram ikramiyesi 3 bin 564 lira olmalıydı. Bütün bu mağduriyetlere sebep olan Erdoğan, ardından deprem bölgesinde çıkıyor ve ‘Allah’a şükür kişi başına düşen gelir 10 bin 650 dolara çıktı’ diyebiliyor. Meğer Erdoğan’ın ucube başkanlık sistemi sevdası gönlüne girmeden önce kişi başına düşen milli gelir 12 bin 582 dolarmış. Erdoğan milletin cebinden 2 bin doları çöpe attı. Şimdi buna ‘teşekkür ederim’ diyor. Dedik; Yalan, hile, Recep Tayyip Erdoğan…

“KEMAL KILIÇDAROĞLU SEÇİLECEK. MİLLETTEN DURULAN 418 MİLYAR DOLAR SÖKE SÖKE ÇALANLARDAN GERİ VERİLECEK”

Neyse artık 47 gün kaldı. Bütün bu sorunları çözeceğiz, bütün haksızlıkları ortadan kaldıracağız. 47 gün sonra milletimiz önce rahata sonra refaha kavuşacaktır. Kemal Kılıçdaroğlu, 14 Mayıs’ta Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı olacak. Kemal Kılıçdaroğlu seçilecek. Mafyanın 10 bin dolar rüşvet verdiği milletvekili yargı önünde hesap verecek. Kemal Kılıçdaroğlu seçilecek. Beş kişilik çeteler hesap verecek. Kemal Kılıçdaroğlu seçilecek. Milletten çalınan 418 milyar dolar, çalanlardan geri alınacak. Millete, asıl sahibine verilecektir. Kemal Kılıçdaroğlu seçilecek. Merkez Bankası buharlaşan 128 milyar doların hesabını soracak. Kemal Kılıçdaroğlu seçilecek. Yozlaşmış ve uğursuz, kaçmak için bir delik arayacak. Kemal Kılıçdaroğlu seçilecek. Sinan Ateş’in cinayeti aydınlatılacak. Gaffar Okkan ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun ruhları huzur bulacaktır. Kemal Kılıçdaroğlu seçilecek. Ülke rahat bir nefes alacak. Kemal Kılıçdaroğlu seçilecek. İşçiler, memurlar, emekliler, dul ve yetimlerin yüzü gülecek. Kemal Kılıçdaroğlu seçilecek. Yurtta sulh, bölgemizde sulh, cihanda sulh olacak. Şimdi şafak sökerse 47… Mardin’de levha düştü. Buradan tüm Mardinlilere selamlar. 14 Mayıs’a sayılı günler kaldı. 14 Mayıs’ta demokrasimiz kazanacaktır. Kazanan Millet İttifakı olacak. Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı olacak. Sözlerimi bitirirken, komşumuz ve dostumuz Bulgaristan’da 2 Nisan 2023 tarihinde erken genel seçimler yapılacak. Bu vesileyle, demokrasiyi korumanın en iyi yolunun sandığa giderek katılımı artırmak olduğunu, Türkiye’de çifte vatandaşların sandık başına gitmesini önemsemediğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum.”

Öztrak, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Vatan Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ile görüşüp görüşmeyeceği sorusuna, “Cumhurbaşkanımız diğer partilerle olduğu gibi Sayın İnce ile de görüşecek ve bu diğer Diğer partilerle yaptığı görüşmeden farklı bir gündem olmayacağının altını çizerek, “Bu seçimin ikinci tura gitmeyeceğini biliyoruz. Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu, birinci tipte bu ülkenin 13’üncü Cumhurbaşkanı olacak ve 15 Mayıs sabahı bambaşka bir Türkiye’ye uyanacaktır. Arkadaşlarımız liste çalışmalarını sürdürüyor. Bitirdiklerinde gerekli açıklamaları yapacaklardır” dedi.

“DEVLET 20 YIL BEŞLİ ÇETEYE HİZMET VERDİ”

Öztrak, şunları söyledi:

“Bu iktidar 5’li çeteye 20 yıl hizmet etti ama ufukta sandık belirdi baktılar ayakkabı değerli sonunda milletin aklına geldi. Keşke bütün bunları sandıktan önce yapsalardı.” geldi. Millete yıllarca sebepsiz eziyet ettiler ama milletimiz bunun ne için olduğunu çok iyi biliyor. Bunun hesabını sandıkta verecektir.”

CHP’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığına itiraz edip etmeyeceğinin sorulması üzerine Öztrak, “Bu konuda YSK’ya yapılacak yeterince başvuru var. Anayasa kararları belli, kanunlar belli… Doğal olarak bunda. ülkede Anayasa askıya alınmıştır.Unutulmamalıdır ki bir düzen vardır.Millet İttifakı’nın kuruluş amacı tüm bu adaletsizliklere, hukuksuzluklara son vermektir.”

“TRT MİLLETİN PARASIYLA AKP’NİN REKLAM AJANSI OLDU”

Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıkladığı gün TRT yayınının kesildiğini ve Cumhur İttifakı’na katılacaklarını açıklamasının ardından Öztrak, Erbakan’ın TRT’ye konuk olmasına ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Uzun zamandır sözünü ettiğimiz TRT’nin nasıl halkın parasıyla AK Parti’nin reklam ajansı haline geldiğini bu olaylar açıkça ortaya koyuyor. Bugün bu ülke basın özgürlüğünde Uganda’nın gerisinde kalıyorsa sebeplerinden biri de budur.” .”

Kaynak: ANKA / Güncel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
Başa dön tuşu